Çağlayan: Yüzde 4 büyümeyi yakalayacağına inanıyoruz

Forex Teknikleri 16 Ağustos 2012 0

Zafer Çağlayan, Türkiye ekonomisinin Orta Vadeli Programda belirttikleri üzere yüzde 4 büyümeyi yakalayacağına inandıklarını belirterek, ” 2010’da yüzde 9,2, 2011’de yüzde 8,5 büyümenin ardından bu yılki büyüme hedefimiz yüzde 4. Biliyorsunuz ilk çeyrekte yüzde 3,2 büyüdük. Ekonomimiz 10 çeyrektir ortalama yüzde 8,1 hızla kesintisiz büyüyor”dedi.

Ekonominin 2012 yılı ilk yarı değerlendirmesine ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuşan Çağlayan, Türkiye’nin yoğun ticaret yaptığı coğrafyanın dörtte üçünün ekonomik siyasi krizlerle boğuştuğunu söyledi.

Çağlayan, Avro Bölgesi ülkelerinde yaşanan borç krizleri, Tunus, Mısır, Libya ile Suriye gibi yakın coğrafyada yaşanan değişim hareketleri, siyasi krizler hatta iç savaşların Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyen en önemli iki dışsal faktör olarak ortay çıktığını kaydetti.

Ekonomi yönetimi olarak, 2012 yılı hedeflerine böylesine ateşten çember haline gelmiş bir coğrafyanın ortasında ulaşmaya çalıştıklarını ifade eden Çağlayan, şöyle konuştu:

”Bakın öylesine bir ateşten çember ki, en son IMF projeksiyonuna göre 2012 yılında, dünya ekonomisinin yüzde 3,5 büyümesi, gelişmiş ekonomilerde büyümenin sadece yüzde 1,4’te kalması Avro Bölgesi ekonomisinin binde 3 küçülmesi, Almanya’nın yüzde 1 büyüme tahminine karşın, İtalya’nın yüzde 1,9, İspanya’nın ise yüzde 1,5 küçülmesi öngörülüyor. 2012’de gelişmekte olan ülkeler ise yüzde 5,6 büyüyecek. Bu, 2010 ve 2011’den düşük bir hız. Bizim özellikle dikkate aldığımız BRIC ülkelerine baktığımızda ise Brezilya’nın yüzde 2,5, Rusya’nın yüzde 4, Hindistan’ın yüzde 6,1, Çin’in ise yüzde 8 büyümesinin tahmin edildiğini görüyoruz.”

-Avrupa’da 17 ülkenin 6’sı kriz öncesi büyüklüğüne ulaşabildi”

Çağlayan Avrupa krizinin etkisinin bu yıl dünya ekonomisinde ciddi biçimde hissedildiğini vurgulayarak, ”Avro Bölgesi’ndeki 17 ülkenin sadece 6’sı kriz öncesi yani 2008’deki ekonomik büyüklüğüne ulaşabilmiş durumda. 11 ülke hala 2008’deki büyüklüklerinin gerisinde. Bizim tahminlerimiz Yunanistan’ın 2021’de, İtalya’nın 2019’da kriz öncesindeki büyüklüklerine geri dönebileceğini gösteriyor. Portekiz, Slovenya ve İspanya ise 2017’de 2008’deki durumlarına dönebilecekler. İşte Avrupa’da durum bu iken biz Türkiye ekonomisinin Orta Vadeli Programda belirttiğimiz üzere yüzde 4 büyümeyi yakalayacağına inanıyoruz. 2010’da yüzde 9,2, 2011’de yüzde 8,5 büyümenin ardından bu yılki büyüme hedefimiz yüzde 4. Biliyorsunuz ilk çeyrekte yüzde 3,2 büyüdük. Ekonomimiz 10 çeyrektir ortalama yüzde 8,1 hızla kesintisiz büyüyor” şeklinde konuştu.

-”Kaş yaparken göz çıkartmayacağız”

Çevredeki yangına rağmen Türkiye’nin gösterdiği performanstan mutluluk duyduklarını, Avrupa’da, Ortadoğu’da istikrarsızlık varken bu büyüme sürecini koruduklarını anlatan Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”En büyük ticaret ve yatırım partnerimiz olan Avro Bölgesi ilk çeyrekte binde 1 küçüldü, ABD yüzde 2, Brezilya binde 8, Çin yüzde 8,1, büyüdü. Bizleri sevindiren başka bir şey ise net ihracatın büyümeye katkısının 3. Çeyrektir pozitif geliyor olması. Bu yılın ilk çeyreğinde net ihracatın büyümeye katkısı 4,5 puan oldu. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; net ihracat 2. çeyrekte de, 3. çeyrekte de büyümeye pozitif katkı verecek. 2012’de Türkiye, ihracat sayesinde büyümüş olacak.

Merkez Bankamıza küresel kriz döneminde izlediği proaktif ve büyüme yanlısı politikalar nedeniyle teşekkürlerimi sizin vasıtanız ile iletmek istiyorum. Gerçekten, bütün kriz döneminde, dünyaya örnek olacak bir politika uyguladılar. Az önce bahsettiğim ve ilk kez yaşadığımız başarılı yumuşak inişte de payları büyük. Ancak, bizim daha fazla yatırım daha fazla üretim ve daha fazla ihracat yapmamız için, dün yüzde 8,2’ye gerileyen işsizliğin daha da düşmesi için ve de 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için büyümeye ihtiyacımız var. Ben, Merkez Bankamızın iş dünyasından gelen görüşleri en iyi şekilde okuyacağına eminim ve şimdiye kadar yaptığı büyüme yanlısı proaktif politikalarına devam edeceğini, artık Türkiye için yeniden hızlı büyüme döneminin zamanı geldiğini ifade etmek istiyorum. Ancak kaş yaparken göz çıkartmayacağız. Büyümeyi daraltıcı etkilerde değil. Çok fazla soğutursak ürünü dondurabiliriz, her ürünün belli bir saklama derecesi var ve dondurulmuş bir gıdayı da ikinci defa dondurup kullanamazsınız.”

-”İşsizlik oranı yüzde 8,2 ile şimdiye kadarki en düşük düzeyine indi”-

Çağlayan, Türkiye’nin 2003-2011 büyüme ortalamasının yüzde 5,3 olduğunu hatırlatarak, ”Küresel krizdeki daralmaya rağmen yüzde 5,3, onu hariç tuttuğumuzda yüzde 6,5’e çıkıyor. Ben Merkez Bankasının iş dünyasından gelen görüşleri en iyi şekilde okuyacağına eminim ve şimdiye dek yaptığı gibi büyüme yanlısı proaktif politikalarına devam edeceğini, artık Türkiye için yeniden hızlı büyüme döneminin zamanı geldiğini düşünüyorum. Bugün itibarıyla Türkiye’nin şimdiye kadarki en düşük işsizlik oranını görmüş bir ekonomi. İşsizlik oranı yüzde 8,2 ile şimdiye kadarki en düşük düzeyine indi” dedi.

Bakan Çağlayan, Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 8,2 iken, Avro Bölgesi’nde yüzde 11,2, İspanya’da yüzde 24,8, Fransa yüzde 10,1, İngiltere’de yüzde 8,1, ABD’de yüzde 8,2 olduğunu belirterek, ”Ben işsizlikte yakaladığımız bu iyileşme trendinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine yürekten inanıyorum. Mal ve hizmet ihracatındaki performansımıza, önümüzdeki aylarda iç talepten de destek gelmeye başladıkça, ekonomimizin daha fazla istihdam yaratacağını göreceğiz. Bakın sadece 2. Çeyrekte yani Nisan-Mayıs-Haziran aylarında ekonomimiz 1 milyon 994 bin istihdam yarattı. Bu muazzam bir artış. Daha önceki 2. Çeyreklerde hiç bu kadar yüksek istihdam artışımız olmamıştı” diye konuştu.

-”Cari açık, 4,2 milyar dolarla son 10 ayın en düşük seviyesinde”-

Çağlayan, pazartesi açıklanan verilere göre haziran ayında cari açığın 4,2 milyar ile son 10 ayın en düşük seviyesine gerilediğini ifade ederek şunları kaydetti:

”Tıpkı dış ticaret açığı gibi cari açık da tam 8 aydır kesintisiz geriliyor. İlk 6 ayda ise yüzde 30 azalarak 44,7 milyardan 31,1 milyar dolara indi. Geçen yıla göre 13,6 milyar iyileşme var. Kamuoyunda yanlış bir algılama olduğunu görüp, şu noktayı özellikle vurgulamak istiyorum; cari açıktaki iyileşme ithalattaki azalmadan değil, ihracattaki artıştan kaynaklanıyor. 13,6 milyar dolarlık iyileşmenin yaklaşık 11 milyar doları mal ve hizmet ihracat artışından geliyor. İthalattaki gerilemenin etkisi ise 2 milyar civarında. Bunu Avrupa ve Ortadoğu krizlerine rağmen ihracatını artırmayı başarmış sanayicimize, iş adamımıza borçluyuz.

İnşallah yıl bittiğinde cari açık, GSYİH oranının hem OVP hedefinin, hem IMF tahmininin altında kaldığını yüzde 8’in altında bir açıkla yılı kapatacağımızı göreceğiz. Bizim tahminlerimiz yüzde 7,7-7,8 civarında bir cari açık.”

-”2012 yılı Türkiye’nin ihracatla büyüdüğü bir yıl olacak”-

Çağlayan, Türkiye ekonomisinin bir ilki yaşadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

”Türkiye ekonomisi ilk kez proaktif olarak, küçülmeden, bir yumuşak inişi gerçekleştiriyor. Bir taraftan ekonomimiz büyüyor, diğer taraftan cari açığımız düşüyor. İşte bu yüzden bir ezberi bozuyoruz. Az önce de ifade ettiğim gibi 2012 yılı Türkiye’nin ihracatla büyüdüğü bir yıl olacak. 2011’in ilk yarısında 65,6 milyar dolar olan mal ihracatımız, bu yılın ilk yarısında yüzde 13,4 artarak 74,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 28 aydan beri kesintisiz yükselen ihracatımız 2012’nin ilk yarısında şimdiye kadarki en yüksek ilk 6 aylık ihracat rakamına ulaştı. Türkiye’nin ihracatı yüzde 13,4 artarken diğer ülkelerde artış oranları Çin yüzde 9,2, Meksika yüzde 7,7, Japonya yüzde 4,3, ABD yüzde 7,2, Rusya yüzde 6,7, Güney Kore binde 6, Hindistan yüzde 2… Gururla ifade etmek istiyorum ki, dünyada ihracat artış hızı en yüksek ülkelerden biriyiz. Almanya, Brezilya, Güney Afrika gibi ülkelerin ihracatında gerileme olduğunu da özellikle vurgulamak istiyorum”

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’nin altın sayesinde ihracat yapan bir ülke olmadığını belirterek, ”Geçen sene net ithalatçıydık, şimdi ihracat yapıyoruz. Altın hariç tutulduğunda ihracatımız geçen yıla göre yüzde 9,3 artmış durumda bulunuyor” dedi.

Çağlayan, ekonominin 2012 yılı ilk yarı değerlendirmesine ilişkin düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, yılın ilk yarısında 46 bin 245 firmanın ihracat yaptığını, 2011’in aynı döneminde bu sayının 43 bin 253 olduğunu belirterek, bu 6 aylık dönemdeki ihracatçı sayısının şimdiye kadar bütün yılların ilk yarısındaki sayıdan daha yüksek bir sayı olduğunu kaydetti.

İhracatçı sayısının artmasından son derece memnun olduğunu ifade eden Çağlayan, şunları söyledi:

”Esas amacımız, ihracatımızın niteliğinin yükselmesi, katma değerinin artmasıdır. İlk 6 ayda 98 faslın tamamında ihracat yaptık. Toplam 70 fasılda ihracatımız artarken 28 fasılda gerileme yaşadık. Ocak-Haziran döneminde, en fazla ihracatı yapılan ilk 5 fasıl ve geçen yıla göre değişim oranlarına bakıldığında motorlu kara taşıtları, 8 milyar dolarla binde 1’lik bir düşüş yaşandı. İnciler, kıymetli taş ve metaller 6,8 milyar dolarlık bir ihracat rakamını yakaladı ve yüzde 318,4 artış var. Demir ve çelik 6 milyar dolarlık yüzde 6,3 artış yakaladı. Kazanlar, makineler 6 milyar doları yüzde 5,9 artışla yakaladı. Elektrikli makine ve cihazlar 4,7 milyar dolarlık bir rakamı yüzde 18,8 artışla elde . 81 ilimizin tamamı ihracat yaptı. 53 ilimizin ihracatı geçen yılın üzerine çıkmış durumda bulunuyor. 28 ilimizin ihracatında ise gerileme gördük.

Yılın ilk yarısında dünyanın 233 ülke ve bölgesine mal ihracatı yaptık. Bunların 146’sında ihracatımızda artış varken, 87’sine azalış gördük. Pazarımızın yüzde 59’unu oluşturan AB dışındaki bölgelere ihracatımız yüzde 33 arttı. Pazarımızın yüzde 39,6’sını oluşturan AB’ye ihracatımız yüzde 6,8 düştü ve sonuçta genel ihracatımız yüzde 13,4 arttı. Birincisi, ‘bu oran geçmiş yıllardaki artışların gerisinde’ denebilir. Doğrudur, oran geçmiş yıllardaki ortalama artış hızının gerisinde fakat daha geniş bir perspektiften baktığımızda bu oranın dünyadaki pek çok ülkenin ihracat artış oranından yüksek olduğunu görebilirsiniz. Çin’de 6 aylık ihracat artış oranı yüzde 9,2, ABD’de yüzde 7,2’dir. AB’ye ihracatımız ilk 6 ayda yüzde 6,8 azaldı. Tabii ki bize has bir durum değil. AB’nin 6 aylık verileri henüz açıklanmadı ama 5 aylık verileri var. Buna göre 27 üyeli birliğin 21 üyesinin ithalatı azalıyor. AB’nin dünyadan ithalatı yüzde 4,6 azaldı. Pazarda bir küçülme var. Hal bu olunca bizim gibi başka ülkelerinde AB’ye ihracatı eski hızında gitmiyor.”

-”3,1 milyar dolarlık kazık yemiş durumdayız”-

Çağlayan, ”krizdeki AB’ye ihracatımız gerilememiş olsaydı, sadece ihracat artışı nedeniyle 1. çeyrek büyüme hızımız yüzde 3,2 yerine yüzde 4,7 olacaktı” diyerek, ”Avro Bölgesi’ndeki kriz nedeniyle avronun kaybetmesi ihracatımızı doğrudan etkiliyor. Haziran 2011’de 1,44 olan parite, Haziran 2012’de 1,25’e . Bu gerileme olmasaydı, avro cinsinden ihracatımız 35,5 milyar dolara değil, 38,6 milyar dolara karşılık gelecekti. Dolayısıyla, pariteye bağlı olarak ihracatımızda 3,1 milyar dolarlık kazık yemiş durumdayız” diye konuştu.

-Altın ihracatı-

Çağlayan, medyanın son günlerde altın ihracatı üzerine eğildiğini belirterek, şunları kaydetti:

”Ben bu konunun üzerinde bu kadar durulmasını çok da gerekli görmüyorum. Türkiye altın sayesinde ihracat yapan bir ülke değil. Tüm dünyaya 20 binden fazla ürün satıyoruz. Altın da diğer mallar gibi ihraç edilen ve bu ihracı da uluslararası sınıflandırmaya göre kaydedilen ve açıklanan bir mal. Geçen sene net ithalatçıydık, şimdi ihracat yapıyoruz. Son olarak şunu da özellikle söylemek isterim ki, altın hariç tutulduğunda ihracatımız geçen yıla göre yüzde 9,3 artmış durumda bulunuyor. Bu da gayet iyi bir oran. Bu yılın ilk yarısında AB’nin ihracatımızdaki payı 29,4 milyar dolar ile yüzde 39,6’ya geriledi. AB dışındaki ülkelerin 2011 yılının ilk yarısında ihracatımızdaki payı 34 milyar dolar ile yüzde 51,9’du. Bu yılın ilk yarısında ise 44,9 milyar dolar ihracat yaptık ve bu ülkelerin ihracatımız içindeki paylarını yüzde 60,4’e çıkardık. Bu dönemde Afrika ülkelerine yüzde 45, Asya ülkelerine yüzde 39, Kuzey-Orta ve Güney Amerika’ya yüzde 30 oranında ihracatımızı artırdık. Türk sanayicisi ve ihracatçısı bu dönemde gözle görülür ve takdire şayan bir hızla yeni pazarlara yöneldi.”

Yeni pazarlara yönelinmesinin heyetlerle yaptıkları seyahatlerin etkisinin de olduğunu ifade eden Çağlayan, ”Pazar çeşitlendirmenin 2009, 2010, 2011 yıllarında ihracatımızı artırıcı etkisinin sırayla 10, 8,5 ve 9,5 milyar dolar ve 3 yıl toplamında 28 milyar dolar olduğunu tahmin ediyoruz” dedi.

-”Petrol ve gazın uluslararası fiyatı ithalatı etkiliyor”-

Çağlayan, 2010’da ve 2011’de ithalat rekor kırarken, bu artışın nedenlerini anlattığını anımsatarak, şunları aktardı:

”Yılın ilk yarısında mal ithalatımız 2011’in aynı dönemine göre yüzde 2,1 düşerek 119,7 milyar dolardan 117,2 milyar dolara indi. Yılın ilk altı ayında 225 ülke ve bölgeden ithalat yaptık. 109 ülke ve bölgeden ithalatımızda artış varken, 116’sında ise gerileme var. İlk yarıda 52 bin 188 adet firmamız ithalat yaptı. Geçen yıla göre, ithalat yapan firma sayısında çok düşük de olsa 145 adet azalma var. İlk 6 ayda 81 ilimizin tamamı ithalat yaptı. Bunların 31’inin ithalatı artarken, 50 ilimizin ithalatında gerileme oldu. İthalatı yapılan 98 faslın 30’unda artış yaşandı, 68 fasıldaki ithalatımız ise azaldı. 2011’in ilk 6 ayında 24,9 milyar dolar olan enerji ithalatımız, bu yılın ilk 6 ayında 29,3 milyar dolara yükseldi. Yani sadece bu kalemde 4,5 milyar dolarlık bir artış var. Bu artışın nedeni miktar olarak artış mı? Hayır. Bakın, ham petrol ithalatımız ilk 6 ayda 9,1 milyon ton oldu. Geçen yıl ise 8,8 milyon tondu. İthalatımızdaki yükseliş, petrol ve gazın uluslararası fiyatındaki artıştan kaynaklanıyor. ”

-”Dış ticaret açığımız 8 aydır geriliyor”-

Çağlayan, 2011 yılının ilk yarısında 54,2 milyar açık veren dış ticaret dengesinin, bu yılın ilk yarısında 42,7 milyar dolara düştüğünü hatırlatarak, dış ticaret açığında 11,5 milyar dolarlık azalma yaşandığını ve bunun 8,9 milyar dolarının ihracat artışından, 2,6 milyar dolarının ise ithalattaki azalıştan geldiğini kaydetti.

İhracatın ithalatı karşılama oranında da değişiklikler görüldüğünü ifade eden Çağlayan, şunları söyledi:

”2011 yılının ilk yarısında yüzde 54,8 olan ihracatın ithalatı karşılama oranını bu yılın ilk yarısı itibariyle yüzde 63,5’e çıkardık. Dış ticaret açığımız Kasım 2011’den bu yana 8 aydır geriliyor. Bunun hizmet ticaretindeki fazlayla birleşince, cari açığımızı azalttığını görüyoruz. 2012 yılı ilk 6 aylık dönemde 2011 yılına göre hizmet gelirlerimiz yüzde 1,6 oranında artarak 15,9 milyar dolara çıktı. Bu ilk 6 aylık veriler kapsamında şimdiye kadarki en yüksek hizmet ihracatı seviyesidir. Giderlerimiz ise yüzde 7 azalarak 9,6 milyar dolara geriledi. Bunun sonucunda hizmet ticaretinde fazlamız geçen yılın ilk 6 ayında 5,4 milyar dolar iken, bu yıl yüzde 15 artışla 6,3 milyar dolara yükseldi.

Turizmde gelirlerimiz, 100 milyon dolar azalarak 8 milyar 377 milyon dolara düştü. Bu düşüşte Suriye ve İran gibi siyasi gerilim olan ülkeler ile Almanya, İngiltere, Fransa gibi ekonomik sorunlar yaşayan ülkelerden gelen turist sayısındaki azalmanın payı var. Diğer taraftan turizm giderlerimiz 635 milyon dolar azaldığı için turizm dengemiz, geçen yıla göre 540 milyon dolar artışla 6,5 milyar dolar fazla verdi. 2011 ilk 6 ayına göre en çok artış gösteren hizmet ihracat kalemi inşaat hizmetleri oldu. İnşaat hizmetleri gelirlerimiz geçen yılın ilk altı ayına göre yüzde 80 artış göstererek, 281 milyon dolardan 503 milyon dolara yükseldi.”

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, 2003’ten bugüne kadar alınan yabancı yatırım toplamının 117,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, ”Şimdi biz bu ekonomiyi yeni yatırım teşvik sistemi ile daha da cazip hale getirdik”dedi.

Çağlayan, ekonominin 2012 yılı ilk yarı değerlendirmesine ilişkin düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, işsizliğin Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olduğunu, pek çok ülkenin altında olan işsizlik oranını orta vadede daha da aşağı çekmek üzere çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

Çağlayan, işsizlik sorununa deva olacak politikalardan birinin yeni teşvik düzenlemesinin oluşturduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”Bildiğiniz gibi en cömert, en kapsamlı ve en anlamlı teşvik sistemini oluşturduk. Bunu tasarlarken de Girdi Tedarik Stratejisi çıktılarına bağlı kaldık. KDV istisnası başta olmak üzere gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi, faiz desteği, sigorta primi desteği, gelir vergisi stopaj desteği gibi uygulamaları etkin bir şekilde kullanıyoruz. Yatırımcılarımızdan gelen talep üzerine yeni dönemde hazır bina satın alma işlemlerini de teşvik kapsamına almayı kararlaştırdık.

Bu vesileyle inşaatı tamamlanmış ancak değişik nedenlerle kullanılamayan bazı fabrika ve bunun gibi binaları ekonomiye kazandırmış olacağız. Artık atıl bina diye bir kavram olmayacak. Teşvik sistemimiz ile özellikle, stratejik yatırımların ve teknolojik dönüşümü sağlayacak yatırımların desteklenmesine yönelik yeni düzenlemeler getirdik.”

-”2012’nin ilk yarısında toplam yatırım tutarı 21,5 milyar lira”-

Bakan Çağlayan, yabancı yatırımcıları Türkiye’de, dünyanın en güvenli yatırım limanlarından birinde yatırıma davet ettiklerini anlatarak, şunları kaydetti:

”Bu firmalar arasında General Electric, Caterpillar, Honda, Mitsubishi, 3M, Foxconn, Energy Allied, Polyplex gibi Türkiye’de yatırım yapma fırsatlarını arayan ve yakın çevredeki yatırımlarını Türkiye’ye kaydırmak isteyen önemli firmalar var. Yatırım yapmak bugünden yarına olacak bir iş değil. İnşallah, bu yılın ikinci yarısında ve 2013 yılında yaptığımız bu görüşmelerin meyvelerini alacağız. Ama ilk yarıdaki sonuçlarımızda gayet tatmin edici. 2012 yılının ilk yarısında toplam yatırım tutarı 21,5 milyar TL, öngörülen istihdamı ise 57 bin 144 kişi olan 1.965 adet yatırım teşvik belgesi düzenledik. Yeni teşviklerle 6. Bölge ile diğer bölgelerimiz arasındaki gelir farkını azaltmak, ülkemizdeki üretim altyapısını geliştirmek, katma değeri yüksek üretimi desteklemek, bizde üretilmeyen ürünlerin üretilmesini sağlamak ve bu yolla nitelikli doğrudan yabancı yatırım çekmek istiyoruz.”

-”ilk 6 ayda doğrudan yabancı yatırım girişi yüzde 20 arttı”-

Zafer Çağlayan, yılın ilk 6 ayında doğrudan yabancı yatırım girişinin yüzde 20 artışla 8,2 milyar dolara ulaştığını vurgulayarak, ”Geçen yılki girişler 6,8 milyar dolardı. Avrupa’da hala kriz varken, bize gelen yabancı yatırımların bu hızla artıyor olmasını sevindirici olan ama şaşırtıcı olmayan bir gelişme olarak görüyoruz. Biz Türkiye’yi bölgesel bir yönetim ve hizmet merkezine dönüştürme gayreti içindeyiz”dedi.

Türkiye’nin büyük ve potansiyeli yüksek olan bir ekonomi olduğuna dikkati çeken Çağlayan, ”2003’ten bugüne kadar aldığımız yabancı yatırım toplam 117,8 milyar dolara ulaştı. Şimdi biz bu ekonomiyi yeni yatırım teşvik sistemi ile daha da cazip hale getirdik. Yatırım teşviklerimizin doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkisini görmeye başladık. Bu yıl 20 milyar dolara yaklaşacağımızı düşünüyoruz. Ama asıl beklentimiz 2013 yılında. Teşviklerin etkisiyle gelecek yıl yabancı yatırım girişlerinde rekor kıracağımız bir yıl olabilir” şeklinde konuştu.

Çağlayan, yatırım yapılacak arsa veya araziye erişimin, özellikle uluslararası yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen önemli unsurlardan birini oluşturduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Uluslararası yatırımcılar, yatırım alanlarına erişimin desteklendiği ve bu alanda engellerin karşılaşılmadığı ülkeleri, yatırım ortamı açısından daha güvenli buluyor ve yatırımlarını bu ülkelere yönlendiriyorlar. Türkiye’de yatırım yapan uluslararası yatırımcılarımızın taşınmaz edinimi, 2008 yılında yürürlüğe giren mevzuat çerçevesinde kontrollü bir rejime tabi kılındı. Bu çerçevede uluslararası sermayeli şirketlerimiz, ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere serbestçe taşınmaz edinebilirken, askeri bölgelerde ve özel güvenlik bölgelerindeki taşınmazlar için, ilgili güvenlik birimlerinden izin almak suretiyle taşınmaz edinebilmekteler.

Bununla birlikte, bahsi geçen mevzuatın yürürlüğü sürecinde uygulamada karşılaşılan birtakım sorunlar, daha etkili bir rejim oluşturmak üzere bu alanın yeniden düzenlenmesini gerekli kıldı. Uluslararası sermayeli şirketlerimizin taşınmaz ediniminde karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması amacıyla Bakanlığımın koordinasyonunda, ilgili kamu ve özel sektör kuruluşlarımızın da katılımıyla kapsamlı bir çalışma başlatıldı.”

-”Bütün yatırımcılar için güvenli bir yatırım üssüyüz”-

Çağlayan, bugün yayımlanan yeni bir yönetmeliğin, uluslararası sermayeli şirketlerin taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hak ediniminde karşılaştıkları sorunları önemli ölçüde ortadan kaldırdığını söyledi.

Bütün bunların Türkiye’de daha iyi bir yatırım ortamı oluşturmak için atılan adımların birer parçası olduğuna vurgu yapan Çağlayan, ”Pek çok göstergeyle bütün yatırımcılar için güvenli bir yatırım üssüyüz ve gelecek yıllarda bu alandaki performansımız iyileşerek devam edecek”dedi.

Çağlayan, ihracat denince akıllarda hep mal ihracatının belirdiğini ama Türkiye’nin aynı zamanda dünyanın 17. büyük hizmet ihracatçısı olan bir ülke olduğunu belirtti.

Türkiye’nin dünyanın en fazla turist çeken 6. ülkesi olduğunu vurgulayan Çağlayan, ”Dünyanın en büyük ikinci kara taşımacılık filosuna, Avrupa’nın en iyi havayolu şirketine sahibiz. Yurt dışına bilgisayar oyunu ihraç eden, dizi filmleri 77 ülkede gösterilen, her yıl yüz binlerce sağlık turistini ağırlayan, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde dünya 2’incisi olan bir ülkeyiz. Biz, hizmet ihracatında da ülkemizi katma değeri yüksek bir hizmet üssüne çevirmek için hizmet ihracatına yönelik destekler açıkladık. Hizmet sektörüne yönelik getirdiğimiz destekler sağlık turizmi, bilişim, film ve eğitim sektörlerinin yurt dışı tanıtım, pazarlama ve diğer faaliyetlerini desteklemeye, bu sektörlerin yeni pazara giriş vizyonlarını cesaretlendirmeye yönelik” şeklinde konuştu.

Çağlayan, tanıtım, ticaret heyeti, rapor alımı, yurt dışı birim gibi tanınan desteklerin yanında dünyada ilk defa tasarladıkları özgün destekler de olduğunu kaydetti.

İlk kez ”Hasta Yol Desteği” adlı bir desteği uygulamaya koyduklarını dile getiren Çağlayan, ”Sağlık kuruluşlarımızın yurt dışından getirecekleri yabancı hastaların uçuş giderlerini yüzde 50 oranında ve hasta başına 1.000 dolara kadar destekleyeceğiz. Bunlar bu zamana kadar olmayan ve bizi 2023’te 150 milyar dolar hizmet ihracatı yapan bir ülkeye dönüştürebilecek destekler” diye konuştu.

Bloomberg

Sponsorlu Bağlantılar
<


Arananlar:



Cevap Yaz »